DR. OSMAN UTKAN
KÖŞE YAZISI

BİŞR- HAFİ VE YEŞİLAY

DR. OSMAN UTKAN9 Nisan 2026 21:55

BİŞR- HAFİ VE YEŞİLAY

“Her nimetin şükrü kendi cinsindendir.” demişti. Hayatını da bu doğrultuda yaşamıştı. Alkol içmeyi terk edip tövbe ettiği sıra söylemişti, bu hikmetli sözü.  Kişinin kurtuluşun aslında başkasının kurtuluşundan geçtiğini yaşayarak kavramıştı.

Gençlik yıllarının bir kısmını kötü eğlence ortamlarında geçirdi. Her gece zil zurna sarhoş olarak hem kendisine hem de yakınlarına eziyet ederdi. Annesi onun kurtuluşu için durmadan dua eder ve bu dualarını fiili duaya çevirerek çocuğuna, can paresine güzel bir dil ile nasihat ederdi.

Peygamber efendimiz, anne ve babanın evladına yaptığı dua kabul olduğunu bildirmiştir. Bişr’in annesinin de evladına ettiği dualar, elbette karşılık bulacaktı. Nitekim bir gece, geç saatlerde meyhaneden evine dönerken yolda, üzerinde besmele olan bir kağıt parçası görmüştü. Genç adam bu besmeleyi yerden alarak evine getirir. Onu temizleyip kurutur ve odasının duvarına asar.

Allah’ın ismine saygı gösteren, onu temizleyen ve Allah’ın ismini yücelten Bişr-i Hafi’nin kalbini o sırada bir nedamet kaplar. İşlediği büyük günahtan dolayı pişmanlık duyuyor ve gözyaşlarına boğuluyordu. Pişmanlık ateşine dayanacak günah yoktu. Gözyaşı bütün günahları temizlerdi. “Ben neler yapıyorum böyle! Kendimi mahvettim bugüne kadar! Nefsime zulmettim! Aileme zulmettim! Nefsime uydum. Allah’ım ne olur beni affet et!” diyerek tövbe etmişti.

Bişr’in yaşadığı hal, Bağdat’ta yaşayan bir gönül erinin rüyasına girer. Allah dostu kişi, aynı rüyayı üç gün üst üste görünce Bişr’e gelerek ona “Allah’ın ismini temizlediğin gibi Allah seni temizleyecek. Allah’ın ismini büyük tuttuğun gibi, Allah senin şanını yükseltecek. İnşallah senin ismin dünyada ve ahirette temiz ve güzel olarak anılacak.” demiştir.

Bişr-i Hafi bir daha dönmemek üzere, azm-u cezm-u kast (kesin kararlılık) ederek içkiyi bırakır. İçkiyi kesin bir şekilde bıraktığında ve tövbe ettiği sırada ayaklarında ayakkabısı yoktur. “Bu saatten sonra ben ayakkabı giymeyeceğim. Ayaklarıma diken battıkça, taş değdikçe ben işlediğim günahlarımı hatırlayacağım ve her seferinde tövbe edeceğim.” der. Alkolü bıraktıktan sonra ölünceye kadar asla ayakkabı giymemiştir.

O dönemlerde Bağdat sokaklarının tertemiz olduğu rivayet olunur. Çünkü o sokaklarda ayakkabısız gezen Hafi (yalınayak) vardır. Denilir ki bu tövbekâr adamın yürüdüğü sokaklara, bu güzel insana hürmeten, hayvanlar dahi pislemezdi.

Kendini amansız bağımlılıktan kurtaran Hafi, açtığı yeni sayfada kendi halinde yaşayan sıradan bir kişi olmayı kabul etmedi. Sadece ibadetlerini yapan ve evinde ailesiyle beraber hayat süren bir kişi olmayı tercih etmedi. İşte tam da bu nedenle “Her nimetin şükrü kendi cinsindendir.” cümlesini kurmuştu.

Allah’ın verdiği nimetlere hakkıyla şükretmek gerekir mutlaka. Verilen nimetin kadrini bilip ona uygun davranmak yaraşır insan olana. Gören göz için gözü şehvetli bakıştan korumak kendi cinsinden şükretmektir.  Mide nimeti için orada haram lokma yememek, kendi cinsinden şükürdür. Zenginlik nimeti için ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, kendi cinsinden şükürdür. İlim nimeti için onu anlatmak ve dağıtmak, kendi cinsinden şükürdür.

Yıllarca bağımlılık illetinden sonra kurtulmak ya da hidayete erme nimetinin şükrü nasıl olmalıydı. Bişr-i Hafi bu şükrünü yerine getirmek için başkasının kurtuluşu için mücadele etmeye karar verir. Hidayet nimetinin şükrünü yerine getirmek için daha önceleri kafayı bulmak için gittiği meyhanelere uğradı. Bu sefer orada alkol bağımlısı olanlara hakikati anlatmak ve onları bu illetten kurtarmak için mücadele ediyordu.

Geri kalan ömründe bağımlılıklarla mücadele ederek kurtuluşunun şükrünü yerine getirmeye çalışmıştır. Böylece binlerce insanı düştükleri bağımlılık illetinden kurtarmıştı. Damdan düşenin halini en iyi damdan düşer, derler ya aynen öyle. Gittiği meyhanelerde içki içip sarhoş olup maddi ve manevi zarara uğrayan kişilerin dilinden en iyi o anlıyordu çünkü. 

Bağımlılıklarla mücadelede Bişr-i Hafi’nin ibretli hikâyesi yüzyıllar boyunca insanlara yol göstermiştir. Yeşilay’ın serencamı, tam da bu hikâyenin göbeğinde bir yerde duruyor. Bu anlamda Yeşilay, bin bir türlü bağımlılıkla insanları zehirlemeye çalışanlara karşı iyiliği, güzelliği, faydalıyı ve esenliği tesis ederek önemli bir misyon yürütmektedir.

Bütün hikâye bir “Bismillah” ile başlıyordu. Sonrası hayır ve bereketti.

139 OKUNMA
PAYLAŞ

YAZARIN ARŞİVİ (96 YAZI)

Yorum Yaz

İlk yorumu siz yapın