İDRAK YOLLARI ENFEKSİYONU
Sevgili dostlar,
Bu yazımda; davranışlarına, konuştuklarına, tartıştıklarına bir türlü anlam veremediğim üzerine cilt cilt kitaplar yazılacak bir acayip kitleye dair birkaç şey karalamak istedim,
Tüm insanlık olarak bir süredir mücadele ettiğimiz mâlum pandemi sürecinde özellikle son zamanlarda dehşetle izlediğim bir acayip kitle var. Bunlar öyle acayip bir kitle ki konu açıldı mı mangalda kül bırakmayan, ilimi, bilimi kendilerinden başka kimseye yakıştırmayan, entellektüel ve elit olduklarını iddia eden aslında zır cahil bir kitle.
Savundukları tezler, söylemler ve fiiliyata dökülmüş eylemler ele veriyor cehaletlerini..
Tüm Dünya bilim adamları uyarıyorken, devletimizin yetkilileri her gün sosyal mesafe, maske ve hijyen konusunda dikkatli olmamızı söylüyorken, her iki saatte bir camii hoparlörlerinden artık hepimizin ezbere söyleyebileceği metin tekrar ediliyorken, yani durum bu kadar hassas ve ciddi iken sahiller de mesafe tanımayan tatilciler, sosyal hayatta uyarılar umurunda olmayan insanlar....
Ve artan hasta sayıları...boşa giden emekler...
Aklıma insanlar ölmesin diye gecesini gündüzüne katan ve bu esnada maalesef bulaşan virüs ile hayatından olan sağlık görevlileri geliyor... o zaman daha da kızıyorum bu duyarsız kalabalığa.
Ne yapmak istediklerini de tam olarak anlamış değilim, ya inanmıyorlar hiç bir şeye inanmadıkları gibi, ya akli dengeleri ve psikolojileri yerinde değil ki ne ile inatlaştıklarını bilmiyorlar (imama kızıp Allah'a küsen nasipsizler gibi)... dedik ya cahiller işte...
Ya da muhtemelen “idrak yolları enfeksiyonu !!!”
İşte tıp biliminin çaresiz kaldığı vakalar da bunlar;
Bu vakalar; Dinlemezler, anlamazlar, ikna olmazlar...
Bilmedikleri konuda fikir sahibidirler hatta karar makamında görürler kendilerini. Sonuç olumsuz olunca (ki genel de öyle olur) dinlemedikleri, değer vermedikleri herkesi, her şeyi suçlarlar...
Virüsün aşısını, ilacını bulmak galiba bu kitleye bir şey anlatmaktan daha kolaydır.
Cenap-ı Hâk Kur’an-ı Kerim’de bir çok yerde biz kullarına ;
“Hiç tefekkür etmez misiniz? Akletmezler mi? İdrak etmezler mi? Akıl erdirmiyor musunuz? (Bkz. el-En’am, 50; el-Bakara, 219,266; Muhammed, 24; en-Nisâ, 82; Yasin, 68…) şeklinde hitap eder çünkü bütün canlılar içerisinde sadece insana verilen akıl nimeti; düşünmekle, tefekkürle, idrak etmekle bir anlam ve değer kazanır. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli ayrıcalık da budur zaten.
Hâl böyle iken, yaşadığımız birçok olay;
Yağmurun yağması, kar tanelerin süzüle süzüle yeryüzüne inmesi, dünyanın belirli bir yörüngede güneş etrafında dönmesi ile oluşan mevsimsel farklılıklar, gece ile gündüz hadisesi, içtiğimiz suyun yanıcı ve yakıcı gaz olan hidrojen ve oksijenin belirli bir oranda bir araya gelerek oluşması ve bu örneklere ilave edebileceğimiz milyonlarca örnek günlük yaşantımız içerisinde o kadar sıradanlaşmıştır ki, bütün bunların Yüce Allah’ın bir nimeti olduğunu ve bu ilahi nizamın içerisinde hazır bulduğumuz bu nimetlerin her birinin ayrı ayrı şükür gerektirdiğini sadece akledenler idrak edebilir .
Ne tuhaftır “Allah’a inanmıyorum (haşa) ben ateistim diyen, tabiattaki her şeyin tesadüfen oluştuğu iddiasında bulunan gafiller bile aldıkları her bir nefesin havadaki %77 azot ve %21 oksijen dengesi sayesinde yaşamsal bir hâl aldığını bilirler de değişmesi halinde oluşabilecek feci durumu akıllarına getirmezler. Böylesi korkunç durumdan endişe dahi etmezler. Hâlbuki tesadüf olan şeylerde sürekli bir intizam ve düzen bulunmayacağı herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir .
Kıymetli dostlar,
Akledenlerden olalım inşaAllah, idrak edenlerden, sabredenlerden, şükredenlerden olalım...
Kalın sağlıcakla Ahmet AVANLIER 06.08.2020


