SON DAKİKA
MEHMET TOPUZ
KÖŞE YAZISI

REÇETESİZ TEŞHİS…

MEHMET TOPUZ30 Nisan 2026 02:03

REÇETESİZ TEŞHİS…

Böyle bir başlık atmamın gerekçesi ne olabilir? Bir başlık yazmak bir gerekçeye bağlı mıdır? Sanmıyorum… Gerekçesi olmayan bir yazının, gerekçesine sahip olacak derece de giriş gelişme ve sonuç bölümünde yer edinecek, bir kompozisyon durumu kime neyi ne kadar anlatacak… Dememeli galiba…

Akla aykırı olma durumu ve tutarsız kelimesi üzerinden gidecek olur isek; ortaya kendisiyle beraber iki kavramı da dışarıdan entegre etmek; durumun mahiyetine açıklık kazandıracak gibi durmakta… Entegre edilecek kelimeler nesnel ve öznel kelimelerin ev sahipliğinde gerçekleşecek gibi duruyor.

Akla aykırı olma, dikkate mazhar bir olgu gibi durmaması gerektiği kanaatindeyim… Şimdi buradaki “akıl” kavramı üzerinden, akıl kelimesini bir tanıma tabi tutmak gerekecekse; burada şunlar söylenebilir. Düşünme, anlama ya da kavrayabilme ifadeleri sözlüklerin başköşesinde yerini her daim korumuştur. Niye başköşe de olduğu aşikâr… Ya da herkesin sahip olduğu bir yeti durumu olup olmadığı da beşeriyete dair, sosyal denge içerisinde bir yoruma sahip olması gerekmez mi? Bu da bizi ilgilendirmez demek; ne kadar doğru onu da bilmiyorum işin aslı.

Şu kısmı da herkesten beklemek; bir yanılgı durumumu acaba? Düşünebilme, anlama ya da kavrayabilme yetisi… Herkesten bekleme durumu beşeriyetsel bir haksızlık mı olur? İnsan bildiği ile düşünür ya da bilebildiği kadarı ile… Çünkü bütün her şeyin bilgisine sahip olmakta kolay olmasa gerek… Bu kısma bir parantez açacak olursak; bugün insanlık uzmanlaşma yöneliminde, eski bilim insanlarının ya da felsefecilerin bütün bilimlerin bilgisine sahip olma gibi durumları günümüz de yolda giden tanımadığınız bir insanın, beşeriyeti temsil eden bölünmüş bir bellek türüne branşsal anlamda sahip olduğunu düşünebilir miyiz?  Ya da iletişim çağı derken; bütün mevzu bu muydu? İnsan kendi eksiğini bilgi ile kapatır; demek daha doğru olacak galiba… Teşhise konu olan bilgi, reçete de anlam bulabilir. Ya yoksa! Eğitim gerçekten şart.

Burada düşünme kısmına geçebiliriz. Daha ileri boyutu olan; kavrayabilme yetisine sahip olabilme ya da olamama durumu böyle bir kelimenin gündelizmin içinde yer edinmesine yol açmış olabilir mi? Tabi düşünmenin ilk adımı konuya sorunun dâhil olup olmadığı mı? Bu da tek başına yeterli bir ölçüt olabilir mi? Sorusu da önemli gözükmekte… Ya da bilgisiz sorunun akıbeti ne ola? Ya da bilgisiz teşhisin reçetesi ne ola?

Entegre ettiğimiz iki kavramı da burada cümlenin sonuna yaklaşırken; eklemek gerektiği üzerinden bir akıl yürütmeye tabi tutacak olursak; en azından cümlenin giriş gelişme ve sonuca doğru yönünü belirlemiş oluruz.

Şimdi öznel bir akıl yürütme ve nesnel bir akıl yürütme durumu söz konusu olabilir. Şöyle insan bu, kendi hinterlandında bir akıl yürütmelerine ev sahipliği yapabilir. Fakat öznel olanın, nesnel olana uyguladığı kuvvetin fazla olması, insani eksikliklerinin eşliğinde kavramsal yanılgılarını da oluşturabilir.  En azından akıl yürütmelerin, kavramsal olgunluktan uzak olma durumu kavrayabilme yetisine sekte vurmuş olma hali bir teşhis niteliği taşıyabilir; fakat reçetesiz bir teşhis sonuçta farklı arayışları beraberinde getirebilir de.

Reçeteye dair bilgi yok ise; şunu söyleyebilirim; her insanın kendisinin bulunduğu yeri görebilmesi bu durum da; çevresel etkenlerin hâkimiyetinde kalabilir. Çevrenin niteliği de bu anlamda sorguya konu olabilmelidir. Son olarak şu denilebilir; “Çevremizi temiz tutalım.”

 Sağlıcakla kalın.

0 OKUNMA
PAYLAŞ

YAZARIN ARŞİVİ (150 YAZI)

Yorum Yaz

İlk yorumu siz yapın